Temmuz

 Hayat ne kadar hızlı akıyor. İpek'in küçülen kıyafetleri, artan oyuncakları, çekmecelere sığmayan eserleri gözümün içine sokuyor adeta hızlı akışı. 

Hiç ummazken iş hayatına döndüm. İşe giderken moralimin bozulmadığı, tam da hayatıma yeteri kadar dahil ettiğim bir işe başladım üstelik. İpek büyüdü, ikinci sınıfa başlayacak. Veysel kendisine iyi olma gayretine başladı. Bu onun için aslında epey geç kalmış çok büyük bir adım. Zararın neresinden dönersek hikayesi.

Yaz tatilindeyiz, evdeyiz şimdi. Ben kendimi aşmaya, konfor alanımdan çıkmaya çalışıyorum. Bana kalsa tek başıma keyif üstüne keyif çatabilen yapım yalnız bırakmıyor beni. Hedef koydum kendime. Kızımla her hafta bir müze gezeceğim dedim. İlk haftadan 3 müze gezdik, hepsi ücretli müze olunca, bir de dışarda yemek yiyince bütçeme biraz yazık ettim sanırım. Konfor alanımdan henüz çıkamadım belli ki. Müzekart ile yola düşüp, evden yolluk hazırlamalı. Arabayı da almamalı tabi mantıken. Hadi inşallah. 

Evin işinin bitmemesine ne demeli. İnsanın hem bedenini hem zihnini yoran berbat birşey ya ev işi. Yazık ya. Trafikte beklemek bile daha iyi. İnsan düşünüyor bol bol. Ev işi safi yorgunluk üstelik hemen eski haline dönüyor. Dönmesin dersen de zaten hep başa döndüğünden bitmiyor. Ay of. 

Geçen gün minik defterlerimi buldum. Üniversite dönemim ve sonrasında hep çantamda minik defterim oldu. O defter masada olur, masadakiler selam ekler, arada ben sarhoşken birşeyler çizerdim. Bol bol yazar, kendi kendime eğlenirdim. İnsanın kendine en güzel hediyesiymiş. Unuttuğum nice zenginliği gördüm. Aldım, bağrıma bastım. 18'lerindeki Burcu'yu sardım. 

Artık o masalar yok. O tanışmalar yok. Bu koşturmacada çok zor yeni masalar bulup güzel sohbet etmek. Geçenlerde içtiğim bir kahvenin sohbetinde gözüm aradı benim masayı. Aman eşim rahatsız olur mu, sıkılır mı diye düşünmeden özgürce oturduğum masaları toplamış hep belediye. Hayır ben oy verdim işin kötüsü. 

Öyle ki buraya yazdıklarımı bile sandalyesinden okuyacak kimse kalmadı. (galiba)


Yorumlar

Yorum Gönder