Düzen

Pandemiyle veli olarak tanıştığım bir mart ayını geride bırakıp, tekrar eskisi gibi evde çocuk eğlemeççi insan profilimle nisana giriş yaptım. 
Sanırım bu bana biraccık fazla oldu. 

Galiba zor oldu. 

Şimdi şöyle çiçeğim;
Kuzucuğumun gelişimi için iyi bir okulu olmazsa olmaz olarak gördüğümden, annenin çalışma durumunu gözetmeksizin okula gitmesi gerektiğini düşündüğümden bizim kuzuyu daha önceden görüştüğüm, beğendiğim bir okula tanışmaya götürdük. O gün çok sağlam bir kriz yaşadık. Çünkü okulu aşırı seven minik çıkmak istemedi. Ve okul hayatını kendisi başlattı. Devamındaki günler tepkisini kestiremediğimden kah kapı önünde arabada bekleyerek veya evde adamakıllı bir işe başlamayıp her an okuldan çağıracaklarmış gibi durarak geçti. ikinci haftanın son cumasında okula gitmek istemedi ve biz o beklediğimiz krizi yaşayarak eve geri döndük.  Geçtiğimiz hafta (üçüncü haftası oluyor) yeniden bir alışma süreci yaşattık ben sabahları destek oldum çok kısa bir süre ve tekrar uyumlandı. Bu sefer evdeyken okuldan öğretmenlerinden arkadaşlarından bahsetmeye başladı. Gerçekten adapte olduğunu ve mutlu olduğunu gördük. Zaten yeme içme uyuma bütün değişiklikler fark ediliyordu. 

İlk başta ah ben kuzumu nasıl bırakıp geldim, ben nasıl bir anayım diye kendimi döverken, okula ara vermesine karar verdiğimiz bugün, ben bu çocukla evde ne yapacam dövünmesine geçtim.

Niye ara verdik?
Çünkü artık korkuyoruz. Bu tatlış memleketimizdeki mükemmel salgın yönetiminden azıcık çok hafif endişeliyiz. Enfes toplantılar sonrası artan vaka sayıları birazcık akıl sağlığımızı yitirmemize neden oluyor. Artık minicik minicik, evladımız ve kendimiz için korkuyoruz. Ramazanda bu birlik ve beraberlik ruhunun toplumumuzun tüm yaralarını sarıp sarmalayacağını bildiğimiz için en iyisi şimdiden azıcık ara verip kendi kendimize birlik beraberlik şey yapalım diyoruz. Çocuğun psikolojisini yemişiz iftardan sonra. Nedir yani pisikoloji? Meh..

Bir de şunu eklemeden yazıyı bitirmek istemiyorum. 
Ben bu toplumdan çok yoruldum ya. Gerçekten bu toplumun bu yapaylığı, sahteliği, bencilliği, vurdumduymazlığı.. çok yoruldum. Bu çok uzun bir süredir böyle. Asosyalliğimin de coşturduğu bir duygu tabi ki ama artık tahammülüm kalmadı aptallıklara. Buna rağmen geçtiğimiz günlerde bu toplum beni aşırı şaşırttı.  Geçen çook çok büyükçe bir mağazada telefonum çaldı ben konuşmaya başlayınca, genç bir erkek grubu bana seslenip "bunu düşürdünüz" diye içinde alışveriş paramın olduğu minik zarfı uzattı. Telefondayken kalakaldım. teşekkür ettim. Çocuklar gidince içini kontrol etmek aklıma geldi. Herşey yerli yerindeydi. Düşürseydim üzüleceğim bir miktar parayı ben daha düşürdüğümü fark etmeden bana geri getirmişlerdi. Hem de genç erkek grubu. Liseli grup. Allahım.. Daha fazla şaşıramazdım. Bu ülkeden böyle birşey ummayalı çok olmuştu. Hala şaşkınım nasıl oldu diye. Neyse aslında başka birşey diyecektim. 
Biz niye insanlara karışmayı seviyoruz? Arkadaşım biz niye konuşuyoruz? Gerçekten bize sorulmadan danışılmadan, kendi duygumuz öyle diye niye milletin işine vay şöyle saçma vay böyle diye dan dun konuşuyoruz. Yahu karşındaki bilmiyor mu, düşünmüyor mu, salak mı yav karşındaki? Sen niye konuşuyorsun? Niye hala moral bozuyorsun? 
Niye konuşuyoruz biz arkadaşlar? 
Bakın rica ediyorum gereksiz konuşmayalım, konuşmak yerine bi kenara yazıverin bence, bukenarayaz dolu. 

Nasıl çözüm? Pörfek.
 

Yorumlar